Bu ailenin tarihte görünüşünden Osmanlılarla münasebetine kadar olan tarihleri Memluk devleti ile bağlı olduğundan bunların beyliklerine dair o kaynaklarda Osmanlı tarihleri ve daha başka bir iki eserden yararlanılarak yazılmıştır. Ramazanoğulları Adana Tarsus Sis Misis Ayas(Yumurtalık) Payas ve çevresine yerleşmiş Yüregirli bir Türkmen boyuna mensup olup Oğuzların Üçoklu kolundandır. Beyliğine ismialem olan Türkmen beyi Ramazan’ın ismine tarihte ilk defa hicri 754 miladi 1353 senesi vekayiinde tesadüf ediyoruz. O tarihte Memluk devleti valilerinden Beyboğa’nın isyanı esnasında Dulkadir Bey’i Karacanın Beyboğa ile birlikte Memluk Sultanı aleyhinde hareket etmesi üzerinde Dulkadir Beyliği Türkmen beylerinden Ramazan Bey’e verilmişti.
Ramazan Bey’den sonra Türkmen Beyi ve Adana hâkimi olarak hicri 780 miladi 1378’de Ramazan oğlu Sârımüddin İbrahim’i görüyoruz. Bu kişi Adana Sis Misis Ayas Payas taraflarını ihtiva eden Memluk Sultanlarına bağlı bir beylik kurmuştur. Ramazanoğlu Sârımüddin İbrahim Bey Memluklularla mücadele halinde bulunarak hicri 783 miladi 1381’de Sis taraflarına kadar gelmiş olan Memluk kumandanı Emir Hüsameddin Toruntay ile görüşerek ona eşlik etmiştir. İbrahim Bey hicri 785 miladi 1383’te Karamanoğluyla birleşerek Memluk hükümetine karşı tekrar ayaklandı ise de mağlup oldu ve Halep naibi Emir Yolboğa tarafından yakalanarak kardeşi Kara Mehmet’le birlikte katledildiler.
Sârımüddin İbrahim Bey’in katlinden sonra Adana valisi ve Türkmen Beyi olan kardeşi Şahabüddin Ahmet hicri 803 miladi 1400’de Timur’un Suriye’den geri dönüşünü müteakip Halep şehrini Timurlulardan geri almış ve bu olayla Memluk devletine hizmet etmiştir. Şahabüddin Ahmet 1410’da Kahire’ye gitti. Sultan Ferec’e kızını verdi. Hicri 818 miladi 1416’da vefat eden Ahmet Bey’den sonra evladı ve yeğenleri arasında 2 sene sürecek olan hükümet kavgası baş gösterdi. Memlukluların himayesiyle İbrahim Bey Adana valisi ve Türkmen Emir’i olduysa da aile arasındaki kanlı mücadeleler bitmedi. İbrahim Bey hicri 821 miladi 1418’de Memluk hükümetine ait olan Tarsus şehrini bir sene sonra da Dulkadirliler elindeki Kayseri’yi zapt için Karamanoğlu ile birlikte hareket etti. Bunlardan ilkinde başarılı oldu ise de ikincide mağlup olarak çekildi. Müttefiki Karamanoğlu Mehmet Bey de esir düştü.
Bu vakalar üzerine İbrahim Bey Adana Valiliğinden azledilip yerine oğlu Hamza Bey tayin oldu. Hamza Bey 1426 senesinde öldürülünceye kadar babası ve amcaları Ali ve Mehmet Beylerle uğraşmaya mecbur olmuştur. Babası İbrahim Bey azlinden sonra da muhalefete devam etti. Ve nihayet hicri 830 miladi 1427 yılı sonlarında Karamanoğlu tarafından yakalanarak Kahire’ye getirilip orada katledilmiş ve Ramazanoğlu Beyliği İbrahim’in kardeşi Mehmet Bey’e verilmiştir. (832 muharrem, 142? Ekim) Mehmet Bey’e karşı da diğer kardeşi Ali bin Ahmed mücadeleye kalkmış ve oda beylikte bulunmuştur. Daha sonra Ali ve Mehmet Beyler birbirine düştüklerinden Adana Tarsus ve çevresi karışıklıklara sahne olmuştur. 15. asrın son yarısında Ramazanoğlu Beyliğinde Ömer Beyle kardeşi Davut bulunmaktaydı. Davut Bey Memlukluların yardımıyla Adana Beyliğini elde edip büyük oranda sükûneti sağladı. Davut 1480 senesinde Diyarbakır taraflarındaki Akkoyunlu ve Memluk savaşlarından birinde öldürüldüğünden yerine oğlu Halil Bey 1480’den 1510 senesine kadar 30 sene Adana beyliğinde bulunmuş Osmanlı Devleti ile dostluk kurmuştur. Gerek bunun gerekse yerine geçen kardeşi Mahmud Bey’in Osmanlı dostluğu siyaseti Ramazanoğulları üzerindeki Memluklulara karşı olan rabıtayı(bağları) gevşetti. İstanbul’a kadar gelen Mahmud Bey Yavuz Sultan Selim ile beraber Mısır Seferi’nde bulunarak Adana valiliğine Pirî Mehmed (1517) ve daha sonra oğullarından Derviş Mehmet Bey 1568 ve İbrahim Bey (1569) 1586’da ise Mehmet Paşa Adana valisi oldular. Mehmed Paşa’nın Ocak 1608’de vefatı üzerine de en son vali oğlu Pir Mansur Bey’in 1608’de beylikten çekilmesi üzerine Adana doğrudan doğruya Osmanlı vilayeti sayıldı.
Trakya Üniversitesi Tarih Bölümü 1. Sınıf Ders Notlarıdır. YuSuFiSL@M tarafından sanal ortama aktarılmıştır...
Karaca Bey’den sonra Memluk devletine itaat etmek şartıyla Elbistan valiliğine Karaca Bey’in Memluk devletine itaat etmek şartıyla Elbistan valiliğine Karaca Bey’in oğlu Halil Bey tayin edildi. Halil Bey Maraş Malatya Harput Behinsi ve Amik taraflarını alarak hudutlarını genişletti. Memluk Devleti ile de çatışmaktan çekinmedi. Hatta üzerine gönderilen iki Memluk ordusunu fena halde bozguna uğrattı. Bunun üzerine Dulkadiroğlu meselesini kesin surette halletmeye karar veren Memluk hükümetinin gönderdiği ordu Halil Beyi Harput kalesine çekilmeye mecbur etti. Halil Bey’in bu başarısızlığının sebebi Memlukların Dulkadir ailesi arasına giren fitne fesattır. Memluk Devleti bu durumdan yararlanarak Dulkadir ailesinden bazılarını kendi tarafına çekerek Halil Bey’e suikast yaptırdı. Yani Halil Bey’in biraderi ve Harput Bey’i olan İbrahim Bey Memluklulara bağlılığı sebebiyle Harput’ta bulunan biraderi Halil Bey’i katletti.(1386) Mezarı Melik Gazi Köyündeki türbesindedir. Halil Bey’in yerine kardeşlerinden Süli Bey geçti. Süli Bey ilk zamanlarda Memluklulara karşı olan Karaman ve Ramazanoğlullarıyla sonrada Memluklularla uğraştı. Memlukluların biraderi Halil’e yaptığı gibi Sultan Berkuk’un emriyle bir suikast ile Süli Bey ortadan kaldırıldı. (1397) Süli Bey Osmanlılar ve Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed ile dostluk ilişkisi kurarak Burhaneddin Ahmed’e ve henüz şehzade olan Çelebi Mehmed’e kızlarını vermiştir. Süli Bey yerine oğlu Sadaka tayin edildi. Sonra ondan vazgeçilerek Halil Bey’in oğlu Nasıruddin Mehmed getirildi. Bunlar birbirine düştüler. Memluk Sultanı Berkuk’un siyaseti de buydu. Nasıruddin Mehmed Bey Memluk devleti ile hoş geçinme siyaseti takip etti. Hatta Anadolu’ya giren Timur ordusunu Elbistan Türkmenleri ile yaptığı baskınlarla taciz eyleyerek Memluklulara bağlılığını fiilen gösterdiyse de Timur Elbistan’ı işgal Malatya ile Behisni’yi tahrir ettiğinden Nasıruddin Mehmed ister istemez Timur’a itaate mecbur oldu. Nasıruddin Mehmed 1412’de Ankara’ya gelerek Çelebi Mehmet’le görüşmüş ve aralarında dostluk kurulmuştu. Nasıruddin Mehmed iki defa Memluklularla bozuştuysa da coğrafi durumu onlarla hoş geçinmesini gerektirdiğinden muhalefeti bırakarak dostane bir şekilde yaşamaya mecbur olmuştur. Bu da amcası Süli Bey gibi Memluklularla mücadele eden Karamanoğulları ve Ramazanoğullarıyla sürekli uğraşmış ve Karamanoğullarının elindeki kayseri şehri hizmetine mükâfat olarak ona verilmiştir.
Bundan başka Karaman ve Ramazanoğullarını bir savaşta mağlup ederek Karamanoğlu Mahmut Bey’i esir almıştır. (1419) Daha sonra 1436’da Memluk Sultanı Baybars’ın düşmanı olan Canbey Sofu’yu yakaladığı halde ona teslim etmemesinden dolayı elindeki Kayseri şehri Karamanoğullarına verildi. Nasıruddin Mehmet Bey Kayseri’yi kurtarmak için burada vali olan oğlu Süleyman Bey’i Osmanlı hükümdarına göndermiş ve onların yardımıyla Kayseri yine Dulkadirlilerin eline geçmiştir. (1436) Nasıruddin Mehmet Bey bundan sonra Memluk devletine sadakatini göstermek üzere Kahire’ye kadar giderek bir süre orada kaldı. Sonra dönüşünde çok yaşlı bir kimse olarak vefat etti.(1442) Nasıruddin Bey’den sonra Dulkadir Beyliği Malatya valisi olan oğlu Süleyman Bey’e verilmiştir. Süleyman Bey babasının Osmanlılar ve Memluklular ile olan dostluğunu devam ettirdi. Kızı SİTTİ MÜKRİME hatunu 1449’da Sultan II. Murat’ın oğlu şehzade Mehmed (II. Mehmed)’e diğer kızını da Memluk sultanı Melik Zahir Çakmak’a vererek aradaki bağları kuvvetlendirdi. Süleyman Bey 1454’te vefat ederek yerine oğlu Melik Arslan Dulkadir Bey’i olduysa da Dulkadir Beyliğinde zayıflamalar başladı. Akkoyunlu Uzun Hasan Bey bunlardan Harput’u aldı. Memluklulardan yardım istemek üzere Kahire’ye giden Melik Arslan kardeşi Şah Budak tarafından ayarlanmış bir fedai tarafından namaz kılarken camide öldürüldü.(1465) Melik Arslan’ın yerine Memluk Sultanı Kayık tarafından Şah Budak Dulkadir Bey’i olarak tayin edildi. Fakat Dulkadirliler kardeşinin katili olan Şah Budak’ı istemeyerek Osmanlılara başvurdular Şah Budak Mısır’a kaçtı. (1466) Onun yerine Nasıruddin Mehmed’in oğlu Rüstem Bey Memluk Sultanı tarafından Dulkadir Beyi tayin edildi. Fakat Osmanlı hükümeti de oraya Şah Budak’ın diğer biraderi Şehsuvar Bey’i tayin etmişti. Bu nedenle Dulkadir meselesi Osmanlılarla Memluklular arasındaki dostluğun bozulmasına ve bu iki büyük devletin çarpışmasına sebep oldu. Osmanlı devleti himayesinde olan Şehsuvar Bey 1466’da Dulkadir memleketine tamamen sahip olunca Rüstem Bey açıkta kaldı. Şehsuvar Bey Memluklular ve Ramazanoğlullarına karşı başarıyla savaştı. Halep taraflarına akınlar yaptı. Fakat Emir Yeşbek kumandasıyla üzerine gönderilen Memluk ordusu 1471’de Şehsuvar’ı Antep muharebesinde mağlup etti. Zamantı Kalesine kaçan Şehsuvar Bey orada kuşatılıp teslim olduktan sonra Kahire’ye gönderilerek Sultan Kayıkbayın emriyle bab-ı zevile’de asıldı. Bu başarı üzerine Memluk Sultanı Şah budak’ı 2. defa Dulkadir Türkmen Beyliğine tayin etti. Osmanlılar da buna karşı kardeşi Alaüddevle Bozkurt Beyi seçtiler. Osmanlıların seçtiği bu yeni Dulkadir beyi kurnazca hareket ederek memluklulara güler yüz göstermek suretiyle biraderi Şah Budak’ı ortadan kaldırdıktan sonra bir müddet de Osmanlılara sadıkane hizmet etti. Kızı Ayşe Hatun’u Sultan II. Bayezid’e vererek bağlarını kuvvetlendirdi. Alaüddevle cesur bir beydi. Bir ara Diyarbakır’ı Akkoyunlulardan almış. Şah İsmail’le de bir kaç defa çarpışmış ise de başarılı olamamıştır. Osmanlılarla Memluklular arasındaki savaşlarda Herkes oğlu Ahmed ve Hadım Ali Paşaların başarılı olamamaları üzerine ve Memlukların teşviki ile Osmanlılara karşı cephe alan Alaüddevle’ye karşı o zaman hiçbir şey yapılamamıştır. İran seferi ve Çaldıran’ı takriben 1515’te üzerine veziri azam Hadım Sinan Paşa kumandasında gönderilen Osmanlı kuvvetleri kendisini Turnadağ muharebesinde mağlup ettikten sonra yakalanarak 4 oğluyla beraber katledilmiştir. Alaüddevle’nin başı hamisi olan Memluk sultanına gönderilmişti. Alaüddevle’nin ölümünden sonra Memlukların bu aile üzerindeki nüfusları sonra ererek Dulkadir memleketleri Osmanlılara geçmiş ve beyliğe de Osmanlı padişahı adına hutbe okutmak ve para bastırmak şartıyla Şehsuvar oğlu Ali Paşa tayin edilmiştir. Ali Paşa Osmanlıların Mısır seferinde ve Şam valisi Canberdi Gazali isyanında çok önemli hizmetlerde bulundu. Ali Paşa’nın son başarılarını kıskanan vezir Ferhat Paşa2nın karalamalarıyla hakkındaki güven sarsıldığından bir hile ile Elbistan’dan çıkarılarak 4 oğlu ile beraber Ferhat Paşa’nın Artıkova karargâhında katledildi.(1521) Bundan sonra Dulkadir beyliği Maraş, Malatya, Antep, Zulkadiriyye, Zümeysat sancaklarını içeren beylerbeylik olmuştur.
Dulkadiroğlularından Alaüddevle Bozkurt Bey’in Maraş, Antep, Antakya, Bahçe, Kadirli, Andırın, Elbistan, Bozok (Yozgat) ve Kırşehir’de cami, medrese, imaret, türbe ve zaviye gibi tesisleri vardır. Nasıruddin Mehmet Bey’e ait Kayseri’de Hatuniye Medresesi, Şehsuvarzade Ali Paşa’nın Kırşehir Ali Bektaş’ta Balım Sultan Türbesi, Körşahruh’un Kayseri Sivas yolu üzerinde köprüsü Dulkadiroğullarından kalmış eserlerdir. Dulkadiroğulları Memluk devletine tabi olduklarından paraları yoktur.
Trakya Üniversitesi Tarih Bölümü 1. Sınıf Ders Notlarıdır. YuSuFiSL@M tarafından sanal ortama aktarılmıştır...
İnançoğulları Beyliği
İnançoğulları, Germiyanoğulları hânedânındandır. Fakat İnanç Bey'le babasının hangi Germiyan beyinin oğlu veya kardeşi olduğunu şimdilik bilmiyoruz. Bunlar o zaman "Lâdik" denen Denizli başkent olmak üzere Denizli bölgesinde hüküm sürmüşlerdir. Topraklan 8.000 km2'yi geçmemiştir. 1276'dan 1368'e kadar 92 yıl devam etmişlerdir.
Önce Selçuklu valisi, sonra 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Germiyanoğulları'na tabî olmuşlardır. "Denizli Beyleri" de denen İnançoğulları'nın ilki Ali Bey, Türkiye Hâkanlığı'nın Denizli valisi idi. Oğlu İnanç Bey ve diğer oğlu Toğan Paşa, onu makamında istihlâf etmişlerdir. Toğan Paşa'dan sonra oğlu Arslan Bey ve bunun oğlu İshak Bey, tahta çıkmışlardır.
Moğol istilâsı önünden Anadolu'ya kaçan ve yerleşen Türkmenler arasında en kuvvetlilerini Denizli (Lâdik), Honas ve Dalaman bölgesinde bulunanlar teşkil etmekteydi. Başlarında uc gazisi sıfatlarını taşıyan Mehmed Bey, kardeşi İlyas, damadı Ali Bey gibi beyler vardı. Mehmed 1261'de Sultan II. İzzeddîn Keykâvus'a karşı ayaklanmış ve ertesi yıl İlhanlı Sultanı Hûlâgû'ya (1256-1265) bağlı olarak Denizli beyliğini kurmuşlardı (1262). Daha sonra Mehmed Bey İlhanlılar tarafından mağlûp edilerek yakalandı ve öldürüldü. Ona ihanet eden Ali Bey Türkmenlerin başına geçti ve bir süre Selçuklulara tâbi olarak kaldı. Daha sonra Selçuklu Devleti'ne sadakatsizlik gösterdi ve bu da beyliği kaybetmesine sebep oldu.
Bundan sonra, Denizli bölgesinin bir süre için Sahip-Ataoğullarının eline geçtiği anlaşılıyor. Bu bakımdan İnanç Bey'in hangi tarihte beyliğin başına geçtiği kesinlikle bilinemiyor. 1314 yılında İlhanlı Beylerbeyi Emîr Çoban Anadolu'ya geldiği zaman ona itaat edenler arasında İnanç Bey de bulunuyordu. Beyliğin sonuncu emîri İshak ise ilmi ve bilginleri koruyan bir şahıstı. Lâdik (Denizli) beyliği, Denizli şehrinin Germiyanoğullarının eline geçmesi ile son bulmuştur (1368).